Web Adaleti

Günümüzde İnternet, bir altyapı olarak pek çok hizmete kaynak sağlıyor. Rekabet de bu koşullarda kıyasıya yaşanıyor. Hayatımızda giderek daha fazla yer edinen mobil kullanımın getirdiği rekabet, uygulamalar (“app”) ile Web’in karşı karşıya gelmesine sebep oldu. Uygulamaların bugün çokça konuşulur ve kullanılır olmasına rağmen web, evrensel olarak erişilebilir olması, donanımsal ve kaynak bakımından hafif gereksinimlerinden dolayı hala Dünya çapında İnternet üzerindeki önemini korumakta.

Bütün topluluklarda olduğu gibi sınırlı olan kaynakların paylaşımı bir sorun olarak gündemimizde. İnternet sınırlı bant genişliği, depolama kaynakları, erişim imkanları ve özgürlüğü olan bir ortam. Bu imkanların ne derecede eşit dağıldığı ise İnternet adaleti olarak tanımlanabilir. İnsanlığın genel sorunlarının, yaşanan maddi adaletsizliğin ve israfın aynen İnternet’in paylaşımına da yansıdığını görmek kimse için şaşırtıcı olmayacaktır sanırım.

Adaletli bir dağılımdan, yani İnternet adaletinden bahsedebilmek için söz konusu kaynakların eşit olarak dağıtılması söz konusu olmasa bile var olan hizmetlerin herkes için kullanılabilir olması yeterli görülebilir. Elbette hizmetten hizmete İnternet altyapısı üzerinde sunulan imkanların gerektirdiği kaynaklar çokça değişken.

Bu tanım ile İnternet için lüks sayılan bir tüketim hali olmadığından bahsetmek ve gereken en yüksek bant genişliği gerektiren hizmete dahi ulaşılabilmesini adaletin koşulu olarak kabul etmek gerek. Bilgi’nin her türüne, hangi ortamda ve koşullarda ulaştırılırsa ulaştırılsın temel olarak herkesin erişim hakkı kabul edilmeli. Nasıl ki olmayan ekmek yerine pasta önermek bugün doğru bir düşünce değilse hakkıyla İnternet’e erişemeyen birine de video izleyemediğinde Wikipedia okuması, oldu ki yasaklıysa radyo dinlemesi önerilemez.

Ne yazık ki bu seviyede düşük bir duruş bile bugün ilerici konumda kalıyor çünkü Dünya’nın belirli yerlerinde İnternet ile bir şey yapmak bugünün koşullarında neredeyse imkansız gibi. 2017 yılının sonu itibari ile Dünya’da 7,634,758,428 İnternet kullanıcısı olduğu tahmin ediliyor. Bu kullanıcıların 5,495,502,486’ı Afrika ve Asya’da yaşıyor fakat yaşanan nüfusa oranla İnternet erişim oranı sırası ile %35.2 ve %48.1.

Bu ülkelerde geniş bant İnternet erişimi ve bu erişimin ilgili ülkelerin asgari ücretine oranı ilgili haritalardan görülebilir.Söz konusu değerlerin kuzey Amerika ülkelerinde yaşayan 363,844,662 kullanıcının ilgili ülkelerin nüfusunun %95’ini oluşturduğu göz önüne alınırsa tam anlamı ile iki kutuplu bir İnternet yaşantısı gözler önüne serilecektir.

Adaletsizliğin bir diğer yüzü de hizmetler yönünden gelmektedir. 2010’da yapılan bir araştırma dahilinde Google veritabanındaki en çok ziyaret edilen web sitelerine erişim hızı denemelerinde 9,82 ile 13,84 saniye arasındaki erişim süresi ortalama olarak değerlendirilmekte. Bu değerlendirmenin batı seviyesinde bir İnternet bağlantısı ile yapıldığı göz önüne alınırsa bir kullanıcının beklemesi gereken ortalama değer 13 saniyeyi bulabiliyor olması ve 27 saniyeye kadar ulaşabilen yükleme süreleri durumun korkunçluğunu gözler önüne sermekte.

Peki batılı koşullarda erişimi 27 saniyeyi bulabilen bu sayfalar, geniş bant bağlantıya erişimi olmayan ve hala 56k modemler ile İnternet’e ulaşan, latency ve kayıp paketler ile yaşayan çoğunluk kullanıcı için erişilebilir kaynaklar mıdır? Reklam scriptleri ile boğulmuş, etkileşimli olması için Java doldurulmuş, takip sistemleri ile donatılmış hatta kullanıcının bilgisayarından kriptopara çıkarmaya çalışan web sayfaları elbette İnternet kullanıcısı olan milyarlarca insanca pratik olarak erişilebilir kaynaklar değildir ve giderek daha da erişilemez olmaktadır. Öyle ki; Hindistan’da donanıma ve bağlantıya gücü yetmeyen insanlar bir geliştirici hizmetini kullanarak whatsapp’a erişmeye çalışabiliyor. Erişim kısıtı olan ülkelerde Sneakernet kurulumları ile bilgiye ulaşım sağlanıyor.

Gereken adalet nasıl sağlanabilir konusu karmaşık ilişkilerin düğümünün çözülmesini gerektiriyor. İnternet hizmetlerinin giderek Google ve Facebook gibi tekellerin elinde toplanması, ağ tarafsızlığının ya olmaması ya da giderek aşındırılması, altyapıya ulaşamayan insanların karanlıkta bırakılması ve Web’in giderek ağırlaşması bu sorunlar yumağından sayılabilir. İnternet demokratikleşmelidir, bunu teknolojideki ilerleme mi getirir yoksa bir devrim mi bilinmez ama o güne kadar Web’in doğduğu ideallerin görünür bir gelecekte daha da geriye götürüleceği kaçınılmaz gibi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.