Optik disk öldü mü, geriye bulut kaldı mı?

1.44” disketler belki kaydetme eyleminin atıl bir sembolü olarak hala yaşıyor olabilirler ama dünyanın disketi hatırlayan insanlarınca optik disklere bir mucize gözüyle bakıldığı da hala hatıralardadır. 700 Megabyte’lık bir CD inanılmaz bir kapasite olarak görülürdü. Gelişen sabit sürücü teknolojisi sebebiyle bugün optik diskler kendilerine ait küçük bir sembolleri bile olmadan neredeyse hayatımızdan çıkmış durumdalar. Peki gigabyte’lık hayatlarımızda bu parlak disklere hiç mi ihtiyaç kalmadı?

İhtiyaç aslında bilginin ne olduğuna ve nasıl korunduğuna ilişkin. Southern California üniversitesindeki araştırmacılara göre insanlıkça 1986-2007 yılları arasında 295 exabayt veri kaydedildi. Bugün bir tık uzaklıkta sanki bilgiyi kaçınılmaz olarak koşulsuzca elde edilebilir hissediyoruz ama yakın zamana kadar durum biraz farklıydı. Üretilmiş tüm insanlık eserleri, müzikler, resimler, romanlar bir şekilde korunmak ve çok ciddi çabalarla korunmak zorunda. Sümer tabletleri 5500 yıl, Eski Mısırdan papirüsler ise 4600 yıl tüm yıkıcı koşullara dayanmayı başardı. Bu durumun bir istisna olduğunu belki kütüphanenizde bulunan 50 yıl önce basılmış kitabın kuruyan cildinden anlayabilirsiniz. Günümüzde gelişen teknolojinin duruma çözüm olduğu düşünülebilir ama yaşananlar aksini gösteriyor.

Fark edildiyse sayısal verilerin korunumundan hiç bahsedilmedi çünkü gerçekten uzaya çıkmış bir medeniyet için bu konuda çok çaresiz durumdayız. Elde tutulması gereken bilgi arttıkça ve bunu daha küçük alanlara sıkıştırdıkça korunması daha da zorlaşıyor. Bugün alan başına en ucuz depolama aygıtları olan sabit sürücülerin arıza oranı %2 ile %13 arasında. Birçok kişi çokça emekle arşivledikleri bir dönemin korsan DVD filmlerinin lekelerle dolduğunu fark etmiştir. Kütüphanelerde arşivlenen manyetik bantların bile sıkça yeniden kopyalanıp tekrar arşivlenmesi gerekiyor. Peki artık en değerli anılarımızın tümünün sayısal olduğu bu zamanda aile fotoğraflarını nerede saklayacağız?

Bugüne kadar 3 tane sabitdisk kaybetmiş ve birgün kurtarılabileceği ümidi ile yaşayan biri olarak ben çözümü optik disklerde özelinde blu-ray teknolojisinde buldum. CD ve DVD teknolojilerinin asıl sorunu verinin kaydediliş yönteminde idi. Öyle ki yazdırma aşamasında laser medyanın yüzeyindeki organik boyayı karartarak veriyi kaydediyor ve bu boya tüm kimyasal reaksiyonlar gibi çevre koşullarından zamanla etkilenip verinin kaybolmasına sebep olabiliyordu.

Blu-ray bu anlamda farklı bir yöntemle inorganik bir katmana laserin fiziken yarattığı değişikliklerle veriyi kaydediyor. Bu eski optik disklere oranla dayanıklılık açısından tartışılmaz bir üstünlük. Blu-ray için verilen 50 yıllık ömür yeterli görülmezse benzer teknolojiler olsa da m-disk şirketi, ürettiği medyalara 1000 yıl ömür biçiyor. Uygun koşullarda korunduğunda hem olağan Blu-ray disklerin hem de m-disk’lerin bir insanın arşiv ihtiyaçları için fazlasıyla yeterli özellikleri sunuyor.

Elbette bu disklerin kalite ve başarısına sonsuz güven duymak anlamsız olur. Bu noktada bir hata düzeltme sistemini dahil etmek gerekiyor. Dvdisaster* isimli, özgür bir program arşiv diskinizi belirleyeceğiniz yüzdeye kadar olan hatalarını onarmaya yarayan disk imajları oluşturabiliyor.

Bu sayede diskiniz fiziken veya başka bir sebepten hasar görür ise, hata düzeltme oranı miktarındaki kısmı bu program sayesinde geri kazanılabiliyor. Yapılması gereken diski belirli zaman aralıkları ile bu program aracılığı ile taramak ve olası hatalar bulunduğu anda müdahale ederek kurtarma işlemini tamamlamak.

Elbette şifreleme işin en sevilen kısmı. Arşivlik verinin şifrelenmesi tartışılabilecek bir konu. Keza teknolojik eskime, medyanın yıpranması ve diğer tehlikelerin yanına arşivin geleceğini tehdit edecek şekilde geri döndürülmesi mümkün olmayacak bir şifreleme sistemini de eklemek şüphe ile yaklaşılacak bir konu. Fakat arşivlenen verinin önemi ve fiziken güvenliğinin nasıl sağlanacağı konusunda bir şüphe duyuluyor ise şifreleme göz önünde tutulabilecek bir yöntem. Bu noktada kullanılacak araçların geçmişi ve geleceği göz önünde bulundurulmalı. Benim tercihim köklü bir geçmişe ve güvenilir bir sicile sahip GPG’den yana oldu. 80’lerden beri gönüllü şekilde geliştirilen ve dayanıklılığını kanıtlamış bu teknolojinin bir 10 sene daha hayatımızda erişilebilir olacağı düşüncesi ile simetrik şifreleme imkanı ile yedeklediğim verileri 4gb’lık zip parçalarına bölüp gpg ile şifreleyerek arşiv disklerine yerleştirdim. LUKS** ile tüm diski dosya sistemi seviyesinde şifrelemek de mümkün olsa da optik diskin hasarı durumunda kurtarmayı sorunlu veya imkansız kılabileceğinden endişe ile gerekirse tek dosyaların kurtarılması ihtimaline karşı daha zahmetli olan GPG’yi bir güvence kaynağı olarak tercih ettim.

Bu noktada sadece özgür yazılımlara dayanan ve bir öngörü ile 10 yılı çıkarabilecek bir arşiv sistemi oluşturulmuş oluyor. Kanımca bu disklerin uygun koşullarda saklanmasının sağlanması tüm alınan tedbirlere rağmen şart. Tüm disklerin eski tip, optik yüzeylerin temasına engel olan kutularda dikey olarak saklanması öneriliyor. Ayrıca ışık almaması, nem ve sıcaklığın oda koşullarında tutulması tercih ediliyor. Şayet bu koşulları yaratmak için özel bir imkan bulunmuyorsa benim önerim, myler*** paketler içine havası kısmen alınmış, hava geçirmez şekilde kapatarak mümkün olan en uygun yerde saklamak olur.

Aynı zamanda yedeklerin durumunu test etmek için bir adet aynı tekniklerle üretilmiş eş disk üretip olağan koşullarda saklanmasını öneririm. Böylece bu diski belirli aralıklarla test ederek arşivlik disklerimin durumu hakkında fikir elde etmek, paketlerini açıp hasar görme riski oluşturmadan mümkün oluyor. 6 ayda bir test diskimi Dvdisaster programı ile tarayıp olası hatalara karşı sınıyorum. Şu anda yedeklerim 1. yıllarını geçtiler ve testlere göre tek bir bit bile sorun çıkarmış durumda değil.

Gereksiz bir eğlence faktörü olarak disklerin sha256 hash değerlerini alıp GPG ile imzalayıp bir qrcode*** ile diski içeren kutunun kapağına yerleştirdim. Elbette kimse en tehlikeli verinin ergenlik fotoğrafları olduğu yedeklerimin sahtesini yapacağına ihtimal vermiyorum ama olağan paranoyaklıkla hayat belli olmaz demekten de kendimi alamıyorum.

*http://dvdisaster.net/en/index.html
**https://en.wikipedia.org/wiki/Linux_Unified_Key_Setup
***https://en.wikipedia.org/wiki/BoPET
****https://en.wikipedia.org/wiki/QR_code

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.