Devletin Kirli Elleri

Belki fark edilmemiştir ama devletlerle insanlar arasında görülmez bir kavga sürüyor bu aralar. Devlet devletliğini yapıp elini uzatmayı başaramadığı veya üşendiği şeylere el uzatmanın kolay yollarını bulmaya, bazı insanlar da hayatlarımızın en özel bilgilerini içeren bu şeyleri korumaya çalışıyorlar. Olay çığırından çıkmasın diye sağduyulu çokça yazı, açıklama yapılıyor ama demogoji ve saçmalık diz boyu. Tartışmanın sosyal, hukuki, siyasal ve ekonomik arka planı o kadar derin ki içinden çıkılmaz bir hal alabiliyor kimi zaman. Sorun sanki anlaşılması gereken birçok bakış varmış gibi davranılması. Ne yazık ki doğru olan tek bir duruş var ve savunulması hepimiz için hayati. Konu sayısal hayatımız ve bu hayatımızı koruyan şifreleme teknolojileri ile devletin imtihanı.

Şifreleme kabaca herhangi bir verinin kayıt edildiği veya aktarıldığı aşamada anlaşılmaz şekilde karıştırılmasına ve sadece kullanmaya yetkisi olanlarca okunmasına imkan veren bir teknoloji. Bir zamanlar sadece devletlerin ve büyük kurumların elde edebildiği bir imkan bugün neredeyse dünyanın her vatandaşının erişebileceği şekilde yaygın ve ucuz hale geldi. Telefonların kaybolduğu, bilgisayarların çalındığı, kredi kartı bilgilerinin ele geçirildiği ve herkesin başkalarının bilgilerinin peşinde olduğu bir dünyada bu teknoloji herkese erişebilir güvenlik sağladı.

Bu açıdan bakınca sanki kimsenin itiraz edemeyeceği kadar yararlı görünüyor söz konusu imkan. Sorun, şifreleme teknolojisinin haliyle hayatımızdaki en büyük veri hırsızı olan kuruma, devlete karşı da aynı derecede etkili olabilmesi. Tüm sorun da hayatımızı düzenleme yetkisini bulan bu kurumun eskiden erişmek konusunda hiç sıkıntısını çekmediği, sessizce ve kitlesel olarak yapmaya imkan bulduğu İnternet ve ilişik cihazlara artık dilediği gibi erişememesinden doğuyor. Elbette tartışmanın tüm insanlara karşı devletçe sürdürülmesi her türlü bilgi kirliliğinin ve aldatmanın da kullanılmasını getiriyor.

Bu kirliliğin en başında neden devletlerin istedikleri cihaza erişim hakkı talep etmesi gerektiği geliyor. Çoğu zaman kamuoyu oluşturmakta en elverişli olan ve insanların korkularına dokunan suç ile mücadele konu oluyor. Devletler suç konusu olmuş veya araç olarak kullanılmış cihazlara erişemediğinden dem vurarak şifreleme teknolojilerini güvenli kılan her özelliğine aykırı arkakapı* gibi taleplerle kamunun karşısına çıkıyor. Etkin bir soruşturmanın gerekliliklerini ve getirdiği emeği göğüslemek yerine, tüm Dünya’nın yeni yaşamımızda mahremiyeti ve güvenliği için gerekli kilit bir teknolojinin işlevsiz kılınmasını kullananların suçlanmasını talep ediyor. Milyarlarca insanın güvenliği, devletin bir yetersizliğini kapatmak bahane edilerek kurban edilmek isteniyor.

Bu noktada kamunun yararına çalışmak üzere örgütlenmiş bir kurum olan devletin bu konudaki talebinden sadece bir anlam çıkarılabilir. Kamu yararı ile devlet yararının farklı olduğu. Devletin, insanların kişisel bilgilerini taşıyan en mahrem alanları olan elektronik ortamlara sınırsız erişim hakkını talep ettiği ve bu talebin arkasında eskiden mümkün olmayacak bir kontrol imkanının var olmasının yattığının kabul şarttır. Bu düşüncenin aksine getirilen her sav sadece bir göz boyama ve yanıltma çabasından başka bir boyut taşımamaktadır.

Bu durumun bir hayal ürünü olduğunu düşünmek isteyecek veya bunu kasten böyle göstermek isteyecek insanlardan bolca bulunuyor. Açıkçası çok örnek vermek gerekmiyor günümüzde Çin Halk Cumhuriyetinin ismine aykırı yaptığı hareketleri göstermekten başka. Bugün Çin’de devlet ile iş birliği yapmayan hiç bir teknoloji şirketi iş yapamıyor. Çin’in kendi whatsapp’ı kendi Facebook’u ve kendi interneti var. Apple, ticaretini sürdürebilmek için sunucularını Çin topraklarına taşımak zorunda kaldı. Tüm bunların tek ortak noktası, zayıf güvenlik imkanları ile devletin kontrolündeki topraklarda bulunması. Çin’de ülke dışındaki kaynaklara erişim ağır şekilde sınırlı, yazışmalar anlık olarak takip edilebilyor, tüm güvenlik kameraları devlet elinde tek bir akışa bağlanıyor ve VPN gibi teknolojileri bırakın kullanmak yazılımını elinde bulunduranlar bile suçlanıyor. Hatta yapay zeka kullanımı ile suç tahmininde bulunularak masum insanlar hapise atılıyor.

Gerçekten her insanın sorması gereken soru burada. Yaşamak istenilen Dünya bu mu?

*Backdoor, arka kapı bir sisteme olağandışı erişim imkanı veren gizli özelliklere verilen isim.

1 thought on “Devletin Kirli Elleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.